Sosyal medya hesabınızı bir ajansa teslim etmek, markanızın en görünür yüzünü başkasına emanet etmek demektir. Bu yüzden seçim süreci hızlıca "en ucuzu bulayım" mantığıyla değil, birkaç somut kritere göre yapılmalı.
1. Portföyüne değil, sonuçlarına bakın
Güzel görseller göstermek kolaydır; önemli olan o içeriklerin gerçekten etkileşim ve büyüme getirip getirmediği. Mümkünse ajanstan yönettiği bir hesabın gerçek performans verilerini (erişim, etkileşim artışı) görmek isteyin.
2. İçerik onay süreci nasıl işliyor?
İyi bir ajans, paylaşmadan önce size içerik takvimi ve onay süreci sunar. Sürpriz paylaşımlar markanızı zor durumda bırakabilir; onay mekanizması olmayan bir ajans risklidir.
3. Raporlama düzenli ve anlaşılır mı?
"İyi gidiyoruz" demek bir rapor değildir. Erişim, etkileşim, takipçi artışı ve (varsa) reklamdan gelen sonuçları net sayılarla gösteren aylık bir raporlama bekleyin.
4. Sadece paylaşım mı yapıyor, strateji mi kuruyor?
Bazı ajanslar yalnızca "içerik doldurur"; iyi olanlar ise hedef kitlenizi, rakiplerinizi ve markanızın tonunu anlayıp ona göre bir strateji kurar. İlk görüşmede size sadece fiyat değil, nasıl bir yaklaşım izleyeceklerini de anlatan bir ajans tercih edin.
5. İletişim hızı ve şeffaflık
Bir sorun çıktığında (örneğin bir yorum krizi) ajansa ne kadar hızlı ulaşabiliyorsunuz? Süreç boyunca kiminle muhatap olacağınız net mi? Bu sorular, ortaklığın günlük işleyişini belirler.
Kırmızı bayraklar
- Garanti edilen takipçi/etkileşim sayısı vaat etmek (organik büyüme garanti edilemez)
- Sözleşmesiz veya çok uzun taahhütlü çalışmak
- Hesabın şifresini paylaşmadan yönetim sözü vermek (genelde profesyonel araçlarla, hesap sahipliği sizde kalarak çalışılır)
Özetle: Doğru ajans; şeffaf raporlayan, strateji kuran ve sizinle düzenli iletişim halinde olandır. Suppsive Creative olarak her müşterimizle bu ilkelerle çalışıyor, süreç boyunca tam şeffaflık sağlıyoruz.